Yolculuğumuza doğru devam etmem gerekiyor sonuçta anlatacak çok fazla şeyim var. En son ilk atağımı geçirmiş, tedavimi olmuş ve büyük ölçüde düzelmiştim. Buradan devam edelim şimdi ve biraz daha bu süreçte neler hissettiğimi anlatayım. Öncelikli olarak hayatımı yeni baştan kurmam gerektiğinden bahsetmiştim daha önce. Bunu yapmaya çabaladım sonuçta bir kabullenme döneminden geçiyorsunuz ve inanın çok zor. Bütün planlarım değişmek zorunda kaldı, yurt dışı hayallerim suya düştü, hareket kabiliyetim kısıtlandı, güneşe çıkamaz oldum. Sürekli bir baskı altında geçmeye başladı hayat. Artık gölgenizi her gördüğünüzde aklınıza gelmeye başladı MS ve Allah'ın her günü bu mücadeleyi yaşadım ben. Bir süre sonra bir noktaya kadar kabul ediyorsunuz tabi ki başka şansınız yok hayatınızı ona göre ayarlıyorsunuz. Ancak öyle bir noktada öyle bir sınır var ki onu geçemiyordum. Bu blogu açmam ve bunları size anlatmam da aslında o sınırı geçmem için. Sonuçta kabullendik ama hep sırtımızda bir yük, bileklerimizde pranga. Kurtulamıyoruz ve zaman geçtikçe bizi daha fazla kısıtlıyor, beraber yürümeye kalksak ayrı bir sorun zaten. Duygusal anlamda kabullenmek bu sürecin en zor olan bölümü. Ben dahil tanıdığım bir çok MS hastası bu noktada göz ardı etmeyi deniyor bilmiyorum başarılı olanları var mıdır. Ancak her fırsatta karşımıza bir yük olarak, zincirler olarak çıkıyor.
Bu noktada ara verip bana yazıyı verdiğinden bahsetmem gerekiyor. Düşünün bir MS ten bir kaç ay önce yazmaya başladım ve malum olaylardan sonra sığınabileceğim tek alan beyaz sayfalar oldu. Bende bütün varlığımla kabullendim onu şimdi karşınıza geçmiş yaşadıklarımı anlatıyorum, anlattığım yüzlerce hikayenin yanında. Evet bana en büyük katkısı yazı oldu, hemde anlatamayacağım bir büyüklükte. Ms ve getirileri üzerine de bir yazı yazmam gerektiğini fark ettim ve devamını orada anlatmaya kadar verdim bu konunun. Ancak benim size tavsiyem bir sığınak bulmanız yönünde. Bende yazıydı sizde başka bir şey olsun ama mutlaka bir sığınak lazım. Sonuçta biz entelektüel birikimi yüksek, zeki insanlarız ;)
Tekrardan hikayeme dönelim isterseniz. Her atakta neler olduğunu teker teker anlatmak istemiyorum aslında. Zaten bunu yapacak kadar da güçlü değilim. Bunun yerine her atağı ve yaşadıklarımı özetleyeceğim. İkinci atağım bir yıl sonra geldi. Ben staja başlamışım aylardan Temmuz. Çok kötü çalışma koşulları var, son derece sıcak ve dayanılmaz bir şekilde. Sol bacakta fark ettim bu sefer ve bir hafta sonra emin olunca doktora koştum. Malum kortizon ve sürecin devamı. Bu atağın benim için en önemli yanı kortizondan sonra iğneye başlamamdı. Copaxon'a başladım, her gün 1 iğne şeklinde bir süreçte başladı. Bunun üzerinden de 5 yıl kadar bir zaman geçti. Ayrı bir zor süreçtir bu ben ki maddelere bağlı kalmaktan nefret ederim bir anda her güne yayılan bir zorunlulukta yüklendi. Bir pranga daha takıldı bileğime anlayacağınız. Başka şansım yoktu ve kabul ettim. Sonuçta bırakamıyor insan özellikle o hastane yataklarında aptal bir serumun bitmesini beklemekle kıyaslanınca her şey kabul edilebiliyor insana. Aklıma gelmişken belirteyim kortizon ile birlikte uygulanan tuzsuz, şekersiz diyeti çok ama çok önemli lütfen uyalım.
İğne ile olan yaşama alışmak zor olmadı benim için hatta eğlenceli bile denebilirdi. Sonuçta bu yükümlülükten kendime bir eğlence yaratmam gerekiyordu ki kabullenişim daha kolay olsun. Öyle de yaptım çok da sorun olmadı. Daha fazla alışmış hissediyordum kendimi, daha fazla kabullenmiş. Elbette her kabullenişin bir sonucu vardır, bunun sonucu da önüme ördüğüm duvarlar oldu. O kadar fazla duvar ördüm ki kendime bu süreçte sayısı hala daha bilemiyorum. Ancak her deneyim ile birlikle o yöndeki bütün ilerlemeleri durdurdum. Tahminlerime göre iş yerinde atak geçirmemin hayatımda çok derin bir travmaya yol açmış olması oldukça muhtemel. Bunun derinliklerine inemedim hiçbir zaman çok denemiş olsam da. Belki bu blog vasıtasıyla daha da derinlere inebileceğim ama orada yatan çok fazla şey var ve büyük bir korku saklı hissediyorum.
Ataksız geçen birkaç yıl sonra. Mis gibi iğnelerimi olduğum ve gerisini çok fazla düşünmediğim. Aralarda, sıcaklarda veya hastalandığım zamanlarda sürekli kendimi takipte tutuyor olsam da sorun değildi. Yaşamak daha kolaylaşıyor aslında daha doğrusu MS öncesi yaşamınıza daha yakın hissediyorsunuz kendinizi. Bu şekilde de göz ardı etme süreci kolaylaşıyor. Hepimizin yaptığı bir şey bu göz ardı etmek sonuçta mücadele için başka bir yol bilmiyorum. Bir yol buldum bu blog ile bakalım gelişmelerden haberdar edeceğim sizi. Bu noktada bir dipnot daha vereyim MS hastalarının psikologlara gitmekten çekindiğini düşünüyorum. Bunun sebebi de büyük ihtimalle yüzleşmekten kaçınmak olmalıdır. Kendi hayatıma bakıp o kadar fazla ihtiyaç duymama rağmen gitmediysem eğer başka bir nedeni yoktur bunun için. Sizden denemenizi istiyorum ve gelişmelerden beni haberdar etmenizi.
3. atağımı geçen sene geçirdim. Sol gözden geldi bu sefer, zaten sol göz çok başarılı bu konuda. Eksik olmadı hiçbir zaman artık süreç belli tabi. 5 gün emin olma süreci ve ardından kortizon. Bu zamanların bendeki en önemli etkisi 3 yıldır kullandığım iğnelerin bir işe yaramadığını düşünmem oldu. Bununla birlikte sosyal sorunlardan dolayı da daha beter bir psikolojik duruma düştüm. Çöküntü üstüne çöküntü anlayacağınız böyle korkunç bir dönem. Tekrarlamak zorunda hissediyorum siz kendinizi anlatmadığın sürece kimse sizi tam olarak anlayamıyor. Bu nedenle en azından bir kişi sizin ne hissettiğinizi, ne düşündüğünü bilmeli bence. Bir psikolog belki bir arkadaş ama mutlaka birileri olmalı. Psikologları hala öneriyorum denemek gerek nasıl olacağını bilmiyorum. En çok istediğimiz şey anlaşılmak olmasına rağmen bunun yokluğu çok yoruyor bizi. Açık konuşmak gerek burada ms tek başına taşıması oldukça büyük bir yük. Paylaşalım lütfen ve elimizden geldiği kadar da yüzleşelim. Diyebilirsiniz yüzleşmek ne fayda sağlayacak bana ilerleyen zamanlarda gördüğüm faydalarından bahsedeceğim zaten.
Bu süreci de geçirdik diyelim. Cümlelerimin araları fazlasıyla boş farkındayım ama elimden anca bu kadar geliyor. Geçirdiğim bütün sinir krizleri, psikolojik sorunlar, uykusuz geceleri anlatmak çok güç. O kadar güç ki bu sayfayı kapatıp gitmek istiyorum şu anda ama bunu yapmayacağım. Çok büyük bir acı çekiyorum hatırladıkça, düşündükçe ama ben korkmuyorum. Yüzleşeceğim gidebileceğim yere kadar, nereye varırsa sonu bunun. Blogu açışım 3. günü bugün bu 3 gün benim için hem bir noktada rahatlamalarla doldu hemde sürekli bir kendimle yüzleşmekle. Daha huzurlu hissediyorum kendimi ama mutlu falan değil ama huzurluyum galiba. Bu süreci atlatacağız dostlar ne gerekiyorsa yapıp en güzel şekilde atlatacağız hemde. Hepinize güveniyorum ben başarabiliriz bunu.

DEvam..
YanıtlaSilne güzel özetlemişsin
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim :)
Sil