
Size Ms'in psikolojim üzerindeki etkilerinden bahsetmek istiyorum. Bildiğiniz üzere kendisi sadece fiziksel değil aynı zamanda çok derin psikolojik etkileri olan bir hastalıktır. İlk belirtileri hissettiğiniz andan başlayan derin travmaların yaşanma ihtimali çok yüksektir. Hatta şöyle bir döngü oluşur hastalık yüzünden psikoloji bozulur sonra bozulan psikoloji yüzünden hastalık kötüleşir ve bu sebeple psikoloji daha da bozulur. Eğer bu döngü içerisinde dur demediğimiz sürece sıkışıp kalırız. Birazdan anlatacağım zaten ama dur demek bu noktada fazlasıyla zor oluyor. Yüzleşmek için güç bulamadığımız için kendimizde aslında daha zor gözüken ama daha kolay olan yolu seçiyoruz. Acı çekiyoruz sürekli olarak, daha da derinlere iniyoruz. Sonra her şey çok daha kötü oluyor. Bunların hepsi benim kendimde yaptığım hatalardı. İnanın bunların acısını çektim hep, şimdi geriye dönüp bakıyorum ve keşke yapmasaydım diyorum.
Öncelikli olarak adını bile duymadığınız bir hastalığa sahip olmak zaten yeterince kötü. Neler hissettiğimi daha rahat anlatabilmek adına sizinle konuşuyormuşum gibi anlatmayı tercih ettim.Sonra araştırıyorsunuz, internette bir sürü bilgi var ve korkuyorsunuz. Düşünsenize hep en kötüler karşınıza çıkıyor, çok az yerde olumlu cümleler var. Ölmeyeceğinizi biliyorsunuz ama bütün okuduklarınız sizi mahvediyor. Ben çok korkmuştum itiraf ediyorum burada. Belli etmemeye çabalasam da o derece korkmuştum ki o karşıma çizilen kötü görüntü karşısında ne yapacağımı bilemiyordum. Aslında gerçek öyle değilmiş o an ki korkumun temel nedeni yanlış yönlendirilmeymiş. Bunu şimdi anlayabiliyorum ancak ve ufak bir pişmanlık var geçmişe dair. Bu yazıyı yazmamın temel sebeplerinden birisi de olumlu cümlelerle gerçekleri anlatabilmek size. Ms hastalarının düşük bir bölümü o derecede kötüleşiyor ve öyle hastalar var ki ms olduklarını bile öğrenmiyorlar. Ben 6 yıldır msliyim ve sol gözümde ufak bir görme bozukluğu haricinde bir sorunum yok. Tanıdığım bir çok msli de benimle hemen hemen aynı konumda. Daha kötü olanları da var elbette ama bu onlar içinde dünyanın sonu değil. Hayatlarına devam ediyorlar. Msli olmak normal bir yaşam için engel değil kesinlikle, bunu sakın unutmayın. Aksini düşünerek kendimizi kısıtlamayalım, esir etmeyelim kendi derinliklerimizde. İlk duyduğunuz anda zaten yeterince kötü zamanlar yaşıyorsunuz, bende çok ağır geçti kabullenme sürecim.
Bunun haricinde zaman ilerledikçe o ilk günkü korku yerini endişeye bırakıyor. "Acaba yarın ne olacak", "ertesi gün ne yapacağım ben", "yarını görebilecek miyim" gibi düşünceler sürekli bilincinizde oluyor. Bir süre sonra bunları düşünmemeye çalışıyorsunuz bu zamanlarda bilinç altınızın büyük bir bölümünü kaplıyorlar. Bu yüzden yaşadığınız en ufak bir olay hemen o bilinç aklınızdakileri yukarıya çıkartıyor. Sonra her şey tekrar baştan başlıyor. Şöyle düşünün bir sorununuz var ve onu çözemeden göz ardı ediyorsunuz. Yani onun her an tekrardan yüzeye çıkabilme ihtimali oluyor. Aslında göz ardı etme belki de yaptığımız en büyük düşünce hatası oluyor. Ancak elimizden başka bir şey gelmiyor.
Bu dönemde insan etrafından çok yoğun bir ilgi ve anlama bekliyor. Ancak bir türlü bulamıyor. Anlaşılamama demiş ve anlatmıştım bu durumu ama tekrar değinmem gerekiyor. İçinizde kocaman bir yanardağ oluğunu düşünün ve o patlamaya başlamış. Eğer bunu birilerine anlatırsanız etkilerinin azalacağını düşünüyorsunuz ama yapamıyorsunuz çünkü kimse size ne hissettiğinizi sormuyor. Siz de anlatamıyorsunuz onları daha fazla üzmemek için. Sonra yanardağ patlıyor, lavların geçtiği her yanıyor. Anlaşılabilmek çok önemli dostlar. Sonuçta anlatamadığımız her şey o lavlar gibi içimizde birikiyor sonra öyle bir hal alıyor ki her yeri kaplamış oluyorlar. Anlatmayı lavların dışarıya akması gibi düşünün anlatamazsanız içinizde birikiyor. Sonra soğuyup katılaşmaya başladıklarını sırada içinizdeki bir çok şeyin üstünü kaplıyor. Daha az mutlu oluyorsunuz mesela veya daha zor mutlu oluyorsunuz. Gözlerinizdeki o yaşam ışığı giderek azalmaya başlıyor. Aynı zamanda sizi sevenlerin içinde benzer bir yanardağın olduğunu düşünün. Aslında en baştan beri iki taraf iletişim kurabilseydi başlangıç etkisi daha az olurdu ve geleceğe alışmak daha kolay olurdu. Ancak karşılıklı olarak korkular ve endişeler o derece yoğun oluyor ki bunu başarabilmek güçleşiyor.
Sonra ilaçların yan etkileri var ve ms olmanın getirileri de. Msli birinin depresyona girme ihtimali normal bir insandan bir kaç kat daha fazlaymış. Depresyona girdiği zaman o göz ardı ettikleri de su yüzüne çıktığı için daha ağır atlatılıyor. Dikkat edelim dostlar kendimize. Diğer bir taraftan da ilaçların psikolojik yan etkileri ile birleşince ortaya zor bir durum çıkıyor. Her zaman yaptığım bir psikologdan yardım alın önerimi tekrarlamak zorunda hissediyorum. Yardımı olacağına yürekten inanıyorum ama hemen her şeyin çözüleceğini de düşünmeyin. Zamanla daha iyiye gidecektir.
Takıntılı bir hal alabiliyor insan. Bende olmuştu bir zamanlar. "Atak mı geldi?", "atak mı geçiriyorum acaba?", "ya geçiriyor ve fark etmiyorsam?" gibi soruları bolca sorar olmuştum kendime. Sonra da bu düşünceler derinleşiyor sürekli olarak kendimi kontrol etmek zorunda hissediyorum kendimi. Ardından her an acaba atak mı diye daha derinden kontrol ediyorsunuz. Sonrasında ise darmadağın olmuş bir psikoloji.
Anlatmak istediğim başka bir konu ise örtbas etme çabalarımız. Ben başlangıçta yokmuş gibi davranıyordum. Sanki grip olmuşum ve devamı gelmeyecek gibi hissetmeye zorluyordum kendimi. Tabi gerçekler hep bilinç altımda giderek büyüyordu. Hiç dikkat etmedim bu süreçte kendime, bir tek güneş altından değil gölgelerden yürüdüm. Sonra ikinci atak gelince görmezden gelmeye başladım. Kendime dikkat ettim iğnelerimi oldum ama görmezden geldim içimdeki değişimleri. Kendimi başka şeylerle oyaladım sanki düşünmezsem geçecekmiş gibi. Ancak dedim ya bilinç altında diye hep de orada kaldı. Bu sebeple asla tam anlamıyla huzurlu olamadım ben yıllarca. Anladım ki göz ardı edilmiyormuş.
Aslında ms ve psikoloji konusu çok daha derin, belki ilerleyen zamanlarda devam ederim. Kaçmakla geçmiyor zaman, unutmayın dostlar. Bir an önce yüzleşmeli ve sırtımızdaki yüklerden kurtulmalıyız. Bizde herkes gibi yaşama hakkına sahibiz. Herkes gibi sevme, sevilme, mutlu olma hakları da bizde. Bunlara sahip olacak güce de sahibiz, sadece kendimize inanalım yeterlidir. Gerisi zaten gelecektir, mutlu olmak en doğal hakkımız ve bu hakkımızdan vazgeçmeyelim.
Hepinizi sevgiyle selamlıyorum,
Görüşmek üzere
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilMS ve psikoloji, evet. 5 yıldır MS'im, evet. İlk 3 yılda bir sürü atak yaşadım, toplam 50000ml'ye yakın kortizon aldım. Hayır almadım, resmen su gibi içtim. O 3 yılın sonunda, 2 yıl önce bir noktaya vardım, aydınlanma anı yaşadım. O andan sonra MSi bıraktım. Umursamadım, merak etmedim, araştırmadım. Son 2 yıldır atak yaşamadım.
YanıtlaSilNasıl mail imzamda mesleğim ismimin ardında, karvizitimde de altımda geliyorsa; MS de artık ne önümde, ne yanımda, ne de etrafımda. Durduğu köşede dursun, yeter.
Çok teşekkür ederim eline yüreğine sağlık.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim :)
YanıtlaSil