Evet yeni bir atakla karşınızdayım. Bu sefer biraz farklı bir atak oldu bu yüzden fark ediş sürecini günlere bölmek oldukça zor olacak. Zaten atağın üzerinden zaman geçtiği içinde benim için o şekilde anlatması zor olacak. Belki parçalara bölerim belki başka bir yöntem kullanırım. Hadi başlayayım bari anlatmaya.
Haziranın sonuna doğru memleketim olan Rize'ye gitmiştim. Rize harika bir yer. Ben harika hissediyorum orada. Geçer her günde kendimi çok iyi hissediyorum. Başka bir hayat, her gün yeni şeyler. Çok iyi geldi bana orası. Önceki ataklarımda olduğu gibi canım sıkılması gibi bir durum söz konusu değil anlayacağınız. Hava biraz bunaltıcı ama. İstanbuldaki kadar sıcak olmamasına rağmen nem oranı inanılmaz fazla. Nefes almakta zorlanıyor insan ki hava sıcaklığının atağımda pay sahibi olduğuna inanıyorum.
Neyse hikayemi anlatayım size. Ben normal hayatıma devam ederken başım dönmeye başladı. Hatta ilk fark ettiğim zaman az kalsın bayılıyordum. Bunun sebebini bilmiyorum ama gerçekten kötü olmuştum. Çayeli Devlet Hastanesine gittim. Testler, kan tahlilleri ve başka şeyler de yapıldı. Hiçbir şeyim yok ama. Sağlıklıyım kısaca. Başlarda ben sıcağa bağladım. Sonuçta fazla sıcaktı ve bu benim başımı döndürmüş olabilirdi. Çok da mantıklıydı doğrusu.
Günler geçmeye devam ettikçe benim başımın dönmesi de devam etti. Acile bir kaç kere daha gittim. Her şey normal. Tansiyonum, şekerim, aklınıza gelecek ne varsa hepsi normal. Atak olabileceği aklıma da gelmiyor. Başdönmesinin atak olabileceğini de bilmiyorum. Böyle olunca da hiçbir şey yapmadan birkaç hafta geçti. İşin kötü tarafı ise başımın dönmesi her geçen gün arttı. Hayır 8 yıllık M.S'liyim bu şekilde olunca atak olma ihtimali var ama nedense aklımın ucundan bile geçmiyor. İnceden kafam takılmaya başladı. Başım neden döner ki? Sağlıklıyım, keyfim yerinde, canım sıkkın değil, hayatımda güzel gelişmeler var. Hatta hayatımı tamamen değiştirmiş durumdayım ama neden kendimi iyi hissetmiyorum. Bir dünya soruyla doldu kafam. Pek güzel değil bunlar.
Neyse bir gün dedem ve teyzemle birlikte yürürken dedem ayağımın sektiğini söyledi. Ben daha önce fark etmemiştim. Zaten başım döndüğü için pek dışarıya çıkmıyordum. O söyledikten sonra dikkat ettiğimde yürüyüşümde bozulmalar olduğunu gördüm. O an kocaman bir M.S yazısı zihnimde parladı. Eve döndüğümde M.S ve baş dönmesi yazdım Googla. Bir atak çeşidiymiş baş dönmesi. Hatta ilerlediğinde denge ve yürüme bozukluklarına da sebep olabiliyormuş.
Hemen Sabahattin hocamı aradım ve durumu anlattım. Bana biraz daha beklememi söyledi çünkü emin olmam gerekiyordu. Ona kontrole de gidemeyeceğim için boş yere kortizon almak istemiyordum. Aradan 4 gün geçti. 4 uzun, sıkıntılı, stresli gün. Ataksa kortizona başlayacağım. Burada sorun yok ama ailem olmadan geçireceğim ilk atak olacak. Rizedeyim ve gerekli miktarda Prednol bulabilir miyim gibi bir dünya soru vardı bende. Hatta nasıl olacağı, nasıl yaşayacağım gibi başka bir dünya soru daha ekleniyordu onlara. Orada da akrabalarım vardı evet ama hiçbiri M.Simle fazla haşır neşir değildi. Nasıl olacağını, nasıl gideceğini bilmiyorlardı.
Neyse ben tekrardan doktorumu aradım ve atak geçirdiğimi söyledim. Kortizona başla dedi bana. Hatta 5 gün kortizon yeterlidir dedi. 5 gün yetmez dedim kendime. Hatta dişimin kovuğunu bile doldurmaz 5 gün. Oturduğumuz apartmanda eczacı komşularımız vardı onlardan Prednol istedik. Sağ olsunlar hemen getirttiler. Beklediğim kadar kötü değildi. Hem yalnız geçireceğim ilk atağım olacaktı ve bu da benim için biraz hayata hazırlık gibiydi. Atlatırsam eğer her şeyi halledebilirdim. Sonuçta yalnızdım ben. Eğer yalnızlığı yenersem her şeyi yenebilirdim. Sorunsuz bir şekilde atlatırsam eğer işte o zaman M.S ile tam anlamıyla başa çıkabiliyorum diyebilirdim.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder