Bir önceki yazımda da söylemiştim ya her şey çok üst üste geldi diye belki de bu yüzden ne olduğunu anlama fırsatım olmadı benim. Bir o yana sürüklendim bir öteki yana ve sonra bir başka yana. Hala babanemin vefatının etkileri üzerimdeydi belki de bu yüzden tekrarladı. Şunu biliyorum ama her ne kadar iyi görünmeye iyi olmaya çabalasam da aslında iyi olamamışım. Atak da bu yüzden gelmiş. Şimdi baktığım zaman daha net görebiliyorum aslında. Bu arada atak geçireli neredeyse 1.5 ay oluyor ve ben bu yazıyı yeni yazıyorum. Yazmak istemedim nedense. Belki hatırlamak istemediğimdendir belki de o an için yüzleşmeye hazır değilimdir. Sebebini bilmiyorum ama biraz tembellik yaptım kusura bakmayın.
1. gün: Bir önceki günden tuzsuz, şekersiz diyetine başlamıştım zaten. Evde de eskiden kalma Lansorlardan aldım bir tane ve hastaneye doğru ilerledim. Cerrahpaşaya gidemeyeceğim için Paşabahçe Devlet Hastanesine gittim, acildeki doktora kortizonları yazdırdım ve eczaneden aldım. Bu gün babam götürüyor beni ve yol boyunca rahatım, yalnız değilim. Bu kadar kısa zamanda atak geçirince tüm doktorlar ve hemşireler de tanıyor insanı. Selamlaştık sohbet ettik, kendimi bir an hastanenin yerlisi gibi hissettim. Garipti doğrusu. Daha önce de anlatmıştım hani her şey ortaya çıkıyor ya ataktı değildi stresi bitiyor işte onun rahatlığı var üzerimde. Bir hafta olmadı 10 gün daha kortizon alırım zaten alışmışım. Bir yandan kafamda hala neden bu kadar sık atak olduğum var ama sebebini biliyorum. Eğer kendime dikkat etseydim, üzgünken kendimi toparlayabilseydim bu şekilde olmazdı. Toplam uyku: 0 saat
2.gün: Erkenden kalktım yine ve hastaneye doğru yola çıktım. Babam yine benimle beni yalnız bırakmak istemiyor sağ olsun. İyi hissettiriyor yanında birinin olması. İyi hissetmeye çalışıyorum bu süreçte. Yeni bir hikayeye başlamıştım ona devam ediyorum. Sadece bu bile beni ayakta tutuyor. Bunun haricinde dizi izliyorum, film seyrediyorum. Bazı kötücül düşünceler var ve onları kesinlikle istemiyorum. Sonra beynimde büyük bir savaş başlar ve savaş kötüdür. Bu yüzden de konuşmaya çalışan iç seslerime fırsat vermiyorum pek. Konuştukça kafalarına vuruyorum sürekli. Toplam uyku 2 saat (bu arada salebin beni uyutabildiğini fark ettim. Tavsiye ederim size de)
3.gün: Bugün yalnızım ve sanırım bundan sonra yalnız olacağım. Güçlü olduğumu gördüler ve her zaman olduğu gibi beni kendi halime bıraktılar. Her ne kadar yanımda birisinin olması hoşuma gitse de tek başıma olunca daha fazla rahat ediyorum. Kimsenin beni o şekilde görüp üzülmesini istemiyorum çünkü. Benim kendi başımın çaresine bakacak kadar güçlüyüm. Hem bu gün hastaneden sonra psikologumun yanına gidiyorum. Atak sıklığımı azaltmak için psikolojimi yüzsek tutacak bir yöntem arıyoruz birlikte. Bu yöntemi bulduğumda emin olun size de anlatacağım. Bu arada psikologa gitmenin önemini tekrarlamak istiyorum. Lütfen M.Sten kaçmayın, onunla yüzleşin.
Toplam uyku 2 saat
4.gün: Artık hastane çıkışı gezme zamanı geldi. Her gün ufak da olsa gezsem de bu gün daha fazla dolaşmak istiyorum. Öyle de yapıyorum. Kulağımda kulaklık, elimde fotoğraf makinesi dolaşıp fotoğraf çekiyorum. Biraz dışarıda olmaya ihtiyacım var. Sürekli evde olursam eğer sürekli olarak kendi içime yolculuklar yapıyorum. Bu bir yere kadar doğru olsa da o yolculukların rotasını belirleyemezseniz eğer o zaman pek güzel olmuyor. Bunun yerine geziyorum, deniz kenarında bir kafede oturup yazı yazıyorum. Dışarıda olmalıyım kendi içimde hapis olmak istemiyorum hiç. Siz de aynısını yapın, gezin, dolaşın, kapalı kalmayın. Toplam uyku 2 saat (salep çok işe yarıyor. Sıcak süt içmek gerçekten başarılı bir yöntem)
5.gün: Bu gün yine hastane çıkışı dışarıdayım. Daha önce söylediğim gibi kapalı kalmak istemiyorum. Denize sıfır bir kafede yazı yazmak benim için gerçekten büyük bir rahatlama kaynağı. Durum böyle olunca da rahatlamak için, terapi niyetine yazı yazıyorum. Hem yüzümdeki uyuşma azalmaya başladı ve bu da oldukça güzel benim için. Hayatımda sıfır sorum istediğim bir dönemdeyim ve buna göre yaşıyorum.,
6.gün: Bu gün biraz tansiyonum düşmüştü ve kendimi oldukça bitkin hissediyordum. Bu yüzden beni babam götürüyor. İyiyim yüzüm büyük oranda iyileşmiş durumda ve bu beni oldukça mutlu ediyor. Garip bir biçimde şansıma bacağım da iyileşmeye başladı. Hele bu beni çok mutlu ediyor. Normalde fazladan alınan kortizonların böyle bir etkisi olmaz ama dediğim gibi şansıma bende oluyor. Mutluyum aslında. İyileşiyorum ve hikayemi bitiriyorum. Başka ne isterim ki?
7.gün: Bu gün biraz düşünmeliyim. 7 gün kortizon yeterli mi yoksa 10 güne çıkmalı mıyım? Bu soru var hep aklımda. Doktorum iyileşmem güzel olduğu için yedi günde bırak diyor ama yine de karar benim. Kaç senedir hep on gün kortizon aldığım için biraz garip hissediyorum. Ancak yine de yedide karar kılıyorum. Bu da demek oluyor ki bu gün son. Son günlerin verdiği mutluluk bir başka güzel oluyor doğrusu. Artık kendimi toparlayabilirim. Bunun için yeteri kadar zaman var önümde. Hem birkaç gün sonra psikologumla tekrar randevum var ve kaçındığım o haylaz düşünceleri orada konuşabileceğim. Zaten daha önce defalarca susturmuştum ama belki bu şekilde onların kökünü kazıyabilirim.
Önceki ataklarıma göre oldukça sakin geçen bir tedavi süreciydi. Sanırım iyice alışmaya başladım ve bu sanırım iyi bir şey. Neyse dostlar şimdilik izninizi istiyorum. Bir sonraki yazımda başka şeylerden bahsetmeyi umuyorum. Kendinize dikkat edin, görüşmek üzere.

Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSil