15 Eylül 2012 Cumartesi

Duygu durumu

Selam dostlar. Biraz şu sıralar hissettiklerimden bahsetmek istiyorum size. Belki de anlatmam gerekiyor her şeyi. Belki anlatırsam rahatlayacağım. Kısa bir özet geçeyim fazla detaya girmeden. Gilenyaya başlayalı 10 gün kadar oldu. Hapla tedavi olabilmek güzel gerçekten. İğnelerin verdiği sıkıntıyı ortadan kaldırabiliyor. Gilenyaya başladıktan sonra herkeste olduğu gibi benim de kalp ritmim düştü. Bu düşüklük bir ila üç ay arasında devam edebiliyormuş. İlaca başladığım günden bu güne kadar da bende aşırı bir orgunluk var. Belki kalp ritmimin düşüklüğündendir veya bedenimin ilaca alışma sürecindendir. Normalde 6 saatlik uyku bana yeterken şimdi 10 saat uyuyorum. Yine de yorgunum.

Tabi Gilenyaya başladıktan sonra yorgunluğun ötesinde başka şeyler de hissetmeye başladım. Gözlerimin çevresi yanıyor sanki. Kafam da aynı şekilde sanki alev alacak. Bunlar aslında bir atağın belirtileri olabilir. Ancak en son kortizon aldığımdan bu yana 5 hafta geçti ve hala damarlarımda dolaşan kortizon var. Yani atak geçirme ihtimalim düşük. Bunun da farkındayım ama öyle bir şey ki bu her an tetikteyim. Çok kötü bir duygu bu. Sanki her an tekrar atak geçirecek misim gibi geliyor. Gözlerimin etrafı yandığı için görüşümü kontrol ediyorum her gün. Hep aklımda. Korkmuyorum belki ama açıkçası şu sıralar atak geçirmek de istemiyorum.

Bu duyguyu anlatmak istiyorum aslında. Çünkü bu duyguyu her M.Slinin hissettiğini düşünüyorum. Belki de anlaşılabilmek için öncelikli olarak anlatılması gerekenlerden biridir bu duygu. Kendimi iyi hissetmiyorum ve çok yorgunum. Bunların ötesinde sinirlerimi bozan başka şeyler de oluyor. Her geçen gün psikolojimin bozulduğunu hissediyorum ve bunu yaptığım psikolojik değerlendirme testleriyle de görüyorum. Çok kötüleşmedim elbette ama kötüye doğru gittiğim aşikar. Büyük ihtimalle hiçbir zaman psikolojik olarak çok kötüye gitmeyeceğim çünkü mücadele yöntemlerini biliyorum. Ancak şu da bir gerçek ki bazı konularda da kendi tedavimi çok başarılı bir şekilde yürütemiyorum. Bir de üstüne kendimi yeteri kadar ifade edemiyorum. Her şey katlanarak artıyor anlayacağınız.

Niye atak geçirmenin beni rahatsız ettiğine gelince sıra çünkü şimdiye kadar pek umursamadım atak geçirmeyi. Sonuçta kortizon alınca iyileşiyorum. Ancak bir diğer taraftan da son 15 ay içerisinde 4 kez atak geçirdim. Bu da ayrıca yordu beni. Çünkü bazı noktalarda ister istemez karamsarlaşıyor insan. Sanki hiçbir zaman düzelemeyeceğimi söyleyen bir ses var içimde. Ben her ne kadar o sese karşı koysam da iyileşeceğimi söylesem de veya yeni bir ilaca başladığımı ve eskisi kadar kötü olmayacağımı vurgulasam da o ses ben güçsüz olduğumda konuşmaya başlıyor. Hep aynı eski cümleleri tekrarlıyor benim hiçbir zaman iyi olamayacağıma ve bir geleceğimin olmadığına dair. İşte her şey bu noktada kopuyor.


M.S'in gelecek üzerindeki etkilerinden bahsetmiştim. Gelecek planları yapmayı zorlaştırıyor M.S. Şu anda içinde bulunduğum durumda bunun çok güzel bir örneği. Elbette ona dair bir çok şeyi aştım ben. Çok daha iyi bir durumdayım ama yine de bazen kendini hissettiriyor. Şu anda da hissediyorum onu. Daha önce dediğim gibi korkmuyorum ondan. Atak geçirirsem ne olacak gibi bir endişem de yok. Var olan şey aslında ben bu kadar sık atak geçirmek istemiyorumdan öte bir şey değil. Belki daha derinlerde başka şeylerde vardır elbette. Gelecek kaygıları derinlerde var. Her zaman vardı. Belki de her zaman var olacak.

Ayrıca bu şekilde hissetmek beni başka şeylerden de alıkoyuyor. Mesela yazıdan. Tek bir hikayem kaldı kitabımın bitmesine. Kurgusu dahil her şeyi tamam. Sadece yazmam gerek. Ne yazacağıma dair de her şeyi biliyorum. Ancak yazamıyorum. Çünkü iyi hissetmiyorum kendimi. Bir dünya belirsizlik var etrafımda ve belirsizlikler her geçen gün artıyor. Bir diğer taraftan baktığımda bunlar depresyonun başlangıç belirtileri olarak gösterilebilir. Gilenyanın da yan etkileri arasında depresyon var. Bir anda kendi hastalığı tanımlar halde buluyorum kendimi. Aslında bir yan etkinin bu kadar kısa sürede gözükmesi de pek olası değil, en azından ben öyle düşünüyorum.

Aslında biraz karanlık hayatım. Belirsizliklerle dolu ve hepsiyle mücadele ediyorum. Bunlar da beni ayrıca yoruyor. Ancak teslim olmak gibi bir niyetim yok. Bu yazıyı yazmamın sebebi de bu aslında. Hem hissettiğim, belirli aralıklarla tekrar eden çok önemli bir duyguyu anlatmak hem de bu yazının terapimde bir rol oynamasını sağlamak. Çünkü anlatmak her zaman iyi hissettirmiştir bana. Çünkü anlatarak o geveze iç seslerimi susturabiliyorum. Ben kaybetmeyeceğim dostlar ve son nefesime kadar da mücadele edeceğim. İnanıyorum ki ben M.S'i ve ona dair her şeyi yenebileceğim. İç sesler susturulur, endişeler giderilir, depresyon tedavi edilir. İyi olacağım dostlar ve bunun için her şeyi yapacağım. Pazartesi günü bu konuyu psikoloğumla da konuşacağım ve duruma göre bu yazıya eklemeler yapacağım. Vaz geçmek yok dostlar. Bu yolda hep beraber yürüyeceğiz.

11 yorum:

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Elbette vazgeçmek yok, kötü sesi yok edin lütfen..Çünkü o olsa da olmasa da biz pes etmeyeceğiz. İyi günler çok yakında. Sadece sabırlı olup, elimizden geleni ardına koymamalıyız..

    YanıtlaSil
  3. Mücadeleden vaz geçmek yakışır mı hiç :) Hiçbir zaman yılmadan devam etmek gerek. Tüm gücümüzle çabalamalıyız. Teşekkür ederim desteğini hissettirdiğin için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz sadece özeliz bu çok açık ortada, ve siz de bunu blogunuzu açarak kanıtlıyor ve kanıtlamaya devam ediyorsunuz. Hepimizin duygularını bir nebze de olsa aktardığınız için biz teşekkür ederiz.. :)

      Sil
    2. Bazı şeyler eksikti ve onlar olmadan yapamıyorduk. Anlaşılmaya ihtiyacımız vardı ve bende bunu gerçekleştirmeye karar verdim. Hepsi bu aslında :)

      Sil
    3. İşte tam o dediğiniz noktada Ms'imin ilk semptomunu geçirdiğim hafta 28 Nisan'da yazdığınız yazıya rastladım. Benim de 22 Nisan'da başlamıştı. Mucize gibi, farklı görünmüştü bana, çok etkilendiğimden blog'unuzun gizli okuruydum. :) Ama şimdi o kadar normal ki, kabullenmem çok hızlı oldu, her türlü mutlu olabilen bir kişiliğe sahip olduğumdan:) Bir ara uzun bir süre yazmadınız. Merak etmiştim kendi kendime ^.^

      Sil
  4. Bu blogu açarken bir amacım da buydu aslında. İnsanlara yalnız olmadıklarını hissettirmeliydim. Yanında olabildiysem ve yardımcı olabildiysem ne mutlu bana. Uğraştığım şeylerin boşa olmadığını gösteriyor bana.

    Sürekli yazamıyorum buraya. Atak dönemlerinde yazıyorum bir de anlatmak istediğim konular olunca. Onlar içinde hem kafamın rahat olması gerekiyor hem de çok iyi tasarlamalıyım yazıyı :)

    YanıtlaSil
  5. Ben de Ms'i bilip , bir Ms'linin hislerini bilmeyenlerdendim ama artık o kadar şey değişti ki :)
    Kafamın karışıkken blogunuza rastlamam çok iyi geldi bana, bu konuda çok teşekkür ediyorum size. Ama dilerim ki bir daha anatomik konular yazmasınız, bunu gönülden isterim.

    YanıtlaSil
  6. Anatomiye girmek zorundayım yoksa hikayemi tam olarak anlatamam. Eğer kötüysem neden kötü olduğumu açıklamam gerekiyor. Ancak bu noktada çok dikkatli olmaya çabalıyorum. Zaten yavaş yazmamın sebeplerinden birisi de bu. Amacından sapan tek bir cümle bile olsun istemiyorum. Daha dikkatli olurum diyebilirim sadece. Elimden geleni yaparım.

    YanıtlaSil
  7. Elbette o anı yaşarken bir şeyler hissediyoruz, kaleme dökmek ne zor. Bu konuda tebrik ediyorum sizi ama demek istediğimi kapalı kutu gibi yazmışım. Anatomik konuları umarım bir daha yazmasınız derken, o anatomileri yaşamazsınız umarım demek istemiştim.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet şimdi daha açıklayıcı oldu. Umarım hiçbirimiz yaşamayız :))

      Sil