14 Ağustos 2010 Cumartesi

Ms ve gelecek

O büyük şoku daha önce anlatmıştım. Bir anda bütün her şeyin karardığından bahsetmiştim. Geleceğin kaybolduğundan ve inanılmaz bir belirsizliğin her yeri kapladığını kısa da olsa anlatmıştım. Gelecek için planlarınız olduğunu düşünün. Hedefleriniz var mesela onlara nasıl ulaşabileceğinize dair yollarınız. Sonra bu yollarda ilerlemek için kendinizi de hazırlamışsınız. Ancak bir anda bütün o yollar parçalara bölünüp kayboluyor önünüzde. Tekrar düşündükçe ne kadar zor olduğunu hatırlıyorum ve hatırladıklarımı yazmak gerçekten çok zor geliyor bana. Bir fotoğraf karesi düşünün. İleriye doğru uzanan bir yol var. Yemyeşil bir yerde, masmavi bir gökyüzünün altında uzanıyor. Güneşin ışıkları yola vurdukça altın renginde yansıyor geriye. Sonra bir anda yol parçalanmaya ve dökülmeye başlıyor. Aynı anda gökyüzüde ufalanıp iniyor. Düşen her parçanın altında zifiri bir siyah belirdiğini düşünün. İşte Ms olduğumu ilk öğrendiğimde bu şekilde hissetmiştim. Bütün amaçlarım parçalandı benim. Sonra da düşmeyen bir kaç parça üzerinden ileriye doğru zıplamaya başladım. Siz ileriye doğru ilerlerken fotoğraf parçalanmaya devam ediyor ancak. Nasıl bir duygu olduğunu anlatmam inanın bana oldukça güç. Kocaman bir boşlukta kaldığınızı ve bütün hayatınızı büyük belirsizlikler üzerine kurduğunuzu da düşünün. İşte çok uzun bir süre boyunca benim geleceğe bakış açım bu şekildeydi.

Benim bir geleceğim yok derdim mesela. Çünkü yarınım belli değil. Bu yüzden uzun vadeli plan yapamaz oldum. Ne zaman bir yolda ilerlemeye kalksam ya atak geçirdim ya da başka bir şey oldu. Hep engellenmiş hissettim kendimi. Sanki prangalar vardı ayak bileklerimde. Ben ne kadar kurtulmaya kalksam o kadar daha fazla zincir bağlandı bana. Sonra birini çözüp tekrar ilerlemeye çalışırken bir başkası geldi, yerleşti bileklerime. Bütün bunlarla sürekli ama sürekli yüzleşmek zor inanın bana. Daha da kötüsü bunları zamana yayarak yaşıyorsun. Yani sen inat ediyorsun hayata karşı tam başaracakken bir bakmışsın başlangıçtasın. Mesela hep bu örneği veririm çünkü en güzel anlatacağına inanırım. Mesela benim üniversite 1in son döneminde ms olduğum ortaya çıktı. Bu dönemde acayip yoğun bir hayatım vardı. Üniversite klüpleri efendim sonra burs kasmalar, ortalama falan derken neredeyse uyumaya vaktim olmayacak durumdayım. Gelecek hedeflerim çok büyük Erasmus ile yurt dışı yapmak, work&travel ile ABD bir yaz geçirmek var planlarda. Ancak bir anda hepsi yatıyor. Daha doğrusu önce biraz zorlaşıyor sen bu zorluğun üstesinden gelebilmek için biraz daha çalışıyorsun ve biraz daha zorlaşıyor. Sen biraz daha çalışıyorsun o biraz daha zorlaşıyor. Derken aradan uzun bir süre geçtikten sonra bakıyorsun ki artık çok geç ve sen bunca zama boşuna debelenmişsin.

Elbette bunun gibi hayal kırıkları insanı daha güçsüz ve cesaretsiz kılıyor. İstediklerinizi alamadığınızı düşünün hayattan ve sürekli olarak engellendiğinizi. Bir kurtuluş yolu bulamıyorsunuz hatta zamanla daha da kötü oluyor. Siz başaramadıkça daha gönülsüz oluyorsunuz siz gönülsüz oldukça da her şey daha da zorlaşıyor. Elbette bütün bunları yapan tek başına Ms değil. İnsan kendisine de çok fazla şey yapıyor bu süreçte. Geleceğinin o şekilde parçalanmasının sebebi belki de kendisi. Eğer kişi o karamsarlığa kapılmasa belki çok daha fazlasını başarabilecek ama inanın bana insanda güç kalmıyor. Adım atmak bile zorlaşıyor ki düşünün geleceği kurgulamayı. Ben bu süreçte kendimi en üst seviyede tutmaya çalışmışımdır hep. Bunun için de sürekli bir mücadeleye girmişimdir ama bazen öyle bir an geliyor ki işte o an geleceği umursamamaya başlıyorsunu.

Bir sonraki aşamada şu söz vardır. "benim bir geleceğim yok çok büyük şimdilerim var" bu düşünce ile geleceği kurgulamaktan vaz geçip şimdiyi daha verimli yaşamaya başladım. Bir yolda yürümeye başladığımda en fazla birkaç adımı tasarladım ve ilerledikçe de gidişata göre kendimi düzenledim. Yukarıda bahsettiğim o büyük hayal kırıklığını yaşamamı engellemeye çabaladım bu sayede. Aslında güzel olabilecek bir yöntem bu malum uzun vadeli planlarımızın pek bir geçerliliği yok. Bu noktada durup düşündüğümde kimsenin yarını belli değil aslında ama bizde bu belirsizlik daha büyük boyutlarda ve bence bizi daha fazla kısıtlıyor. Daha az hareket özgürlüğüne sahibiz mesela. Bu belirsizliğin hayatı nasıl etkilediğini tahmin edebiliyorsunuzdur belki ama inanın bununla yaşamak hiçte kolay değil. Yarın ne olacağını bilemiyoruz demiştim ya hani düşünün yarın atak geçirebilirim veya geçirmeyebilirim. Bunun bir garantisi yok ve bu ihtimali her anınızda hesaplamak durumunda kalıyorsunuz. Birde az önce anlattığım planlarımızın engellenmesi var ki birleşince çok büyük bir sonuç ortaya çıkıyor. Ben hala tam olarak nasıl üstesinden gelebileceğimi bilmiyorum.

Hedefleri küçük tutmak belki yardımcı olabilir. Daha kısa vadeli planlar yapmak yardımcı olabilir. Alternatifi bol hareket planları evet bununda faydası vardır ama hiçbiri istediğimiz tarzda bir netlik sağlamıyor bize. Belki daha soyut amaçlar olabilir ve çok daha uzun vadeli "bir farklılık yaratmak istiyorum" gibi. Bu benim şu sıralar amaçladığım en üst hedefim. Ona ulaşmak için şimdilerde yaşasam ve orta vadeli gelecek planları yapmasam bile başarabilirim. Ancak istediğimiz anlamda gelecek hala siyah bir boşluk. Hala yarınlar büyük bir belirsizlik içerisinde. Gelecek anlayışımızı değiştirebilir miyiz acaba. Az önce bahsettiğim ve şimdilerden bir gelecek yaratma fikri geçerli olabilir mi? Çok daha büyük bir hedef koyarak "farklılık yaratmak" gibi bu gelecek travmasının üstesinden gelebilir miyiz. Doğru bu da bir travma bence ve bir şekilde üstesinden gelmeliyiz. Oldukça derin ve yaşamımızı fazlasıyla etkileyen bir travma hatta. 

Mücadele yöntemlerimi anlattım zaten. Bir gelecek yaratmalıyız kendimize burası kesin. Hedeflerimiz ve amaçlarımız olmalı çünkü biz hangi hedef olursa olsun ona ulaşabilecek güçteyiz. Ms ile birlikte yaşayarak öğrendik biz güçlü olmanın ne demek olduğunu. Durup kendimi inceledikçe birikmiş sorunların sayısı gözümü korkutuyor. Bırakasım geliyor bazen ama daha önce de söylemişimdir inatçı adamın tekiyim ben. Öyle kolay vaz geçmem. O zaman kendimde gördüğüm ve atlatmam gerekenleri yazmaya devam etmeliyim. Madem bir gelecek istiyoruz o halde onun için savaşmalıyız ama farklı yöntemlerle. Sonuçta klasik yöntemlerle nasıl engellendiğimizi biliyoruz. Bol seçenekli bir hayat lazım bize. Daha önce de söylemiştim biz su gibi içinde bulunduğumuz kabın şeklini almalıyız. Sonuçta kabımız sürekli olarak değişiyor ve ona uyum sağlamalıyız. Öncelikle daha ensek planlar yapmayı öneriyorum hem kendime hem de size. Ben yüksek lisans sürecinde bol alternatifli planlar yaptım ve kaygı düzeyimde oldukça fazla azalış oldu. En azından olmazsa alternatiflerim var. Bir de bazı şeyleri bir kenara bırakıp zamanı gelirse tekrardan ilgilenmek gerekli. Yarın atak geçirirsem diye bugünleri kaybetmeye gerek yok dostlar. Zaten geleceğimiz pek bir karanlık bu günleri de feda etmeyelim. Hatta bu günlerden bir gelecek kuralım ne dersiniz. Bunu yapabileceğimize inanıyorum ben. Sizlere inanıyorum ben.

Hadi sağlıcakla kalın. Görüşmek üzere

3 yorum:

  1. "İnatçı adamın teki",iyidir, güzeldir,hep böyle oll :)

    YanıtlaSil
  2. Benim annemde MS hastasıydı kendisini malesef kaybettik...Annem hastalığını çok sevdi ve hastalık pisikolojisiyle yaşadı son yıllarda iyice kendini bıraktı ...Sizin azminizin küçük bir parçası keşke onda ola bilseydi...

    Hayatımızda bizim isteklerimizmiş gibi görünen bir çok şeyi çevremiz bize dayatıyor aslında yapmakla zorunluymuş gibi geliyor bizlere ne zaman kendimiz oluyorsak ozaman hayatta en önemli şeyin anı yaşamak olduğunu anlıyoruz ve hayat daha kolay olmaya başlıyor ...En önemli şey nefes aldığınız sürece kendinizden vazgeçmemeniz ...İnatçı olmak güzeldir ...

    YanıtlaSil
  3. @Doğa. Ne demişler can çıkar huy çıkmaz diye :)) değişebileceğimi zannetmiyorum pek ;)

    @Serpil. Başınız sağolsun demeliyim. Anneniz için gerçekten çok üzüldüm. Eminim ki anneniz çok fazla mücadele etmiştir ama onun yaşadığı zorluklar çok farklıdır bence. Aile sahibi olmak ve ms, bilmiyorum ben nasıl mücadele edebilirdim. Allahtan rahmet diliyorum anneniz için.

    Her an neysek ona sarılmak gerekiyor evet. Bazen insanın başka bir şeyi olmuyor çünkü. Kendimiz olmalıyız bu bir gerçek. Ms veya değil herkes kendisi olmalı ki hayatı kolaylaşsın. Çok teşekkür ederim Serpil, çok ama çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil