13 Nisan 2011 Çarşamba

Ms ve iş hayatı


Efendim önceki yazılarımı okuyanlar işe girme konusunda nasıl sıkıntılar yaşadığımı bilirler. Okumayanlar için ise tekrar anlatmak istiyorum. Zaten daha detaylı bir anlatım olacak bu. Msin hayatımızı nasıl etkilediğini, bizi nasıl kısıtladığını anlatmaya çalıştım hep. Benim de iş ile ilgili olarak oldukça büyük bir duvarım vardı. Şunu söyleyerek başlamak istiyorum duvarları inşa eden MS değil, bunu çok iyi biliyorum. O duvarları ben yaptım, tuğlaları üst üste hep ben koydum. Sonra gün geldi duvarı yıkacak gücü bulamadım kendimde. Bu yazı biraz o duvarı yıkmak ile ilgili olacak.Düzenli bir işe girip çalışmak benim duvarımdı ve biraz size o duvarın öyküsünü anlatmak istiyorum. Bir kaç aydır anlatmak istiyordum ama net olarak o duvarın üstüne çıkıp zafer bayrağımı sallamadan da bahsetmek istemedim bu konudan.

Ms büyük bir sürprizdi benim için. Hayatıma girdiğinden beri inanın bütün hayatım değişti. Hayata bakışım o kadar farklılaştı ki bunu anlatmak oldukça güç. Kendime inanmayı bıraktığım zamanlardı. Ben hastayım diyordum kendime ve yavaşça hayat sahnesinde arka plana doğru gidiyordum. "Benim bir geleceğim yok", "nefes alıyorum başka bir isteğim yok", "etrafımdakilere mutlu olsun başka bir şey beklemiyorum" gibi dileklerde bulunduğum zamanlardaydı. Bu şekilde düşünmek oldukça acı aslında. Düşünsenizse kendiniz için bir beklentinizin olamadığını. Tabi bu şekilde düşünmek biraz kolaya kaçmak gibi. Hayatı en kötü haliyle kabullenip ona göre yaşamak başka bir deyişle. Ancak hayat hiçbir zaman o kadar kötü olamaz. Bu düşündüğüm hemen hemen her şey aslında bilincimin beni yanlış yönlendirmesinden ibaret. Daha önce anlattım "bir geleceğim yok" söyleminin ne ölçüde yanlış olduğunu. Sanki zifiri karanlık bir odaya çekilip, orada duvar dibine sığınırsak eğer her şey geçecekmiş gibi geliyordu. Öyle de yaptım. Özellikle iş konusunda bunu en iyi şekilde yaptım hemde. Kendimce sebeplerim vardı evet ama bu sebeplerin yerine mse sığınmam çok yanlıştı.

Şimdi biraz bu "iş" konusundaki duvarın hikayesini anlatayım size. Daha önce biraz bahsetmiş olsam da tekrarlamak iyidir sanırım. Ben üniversite 2.sınıfa giderken yaz döneminde stajım vardı. Staja başladım tabi ama çok uygunsuz şatlarda çalışıyordum. Kalitesiz besleniyor, aşırı sıcak bir ortamda çalışıyordum. Elbette benim içinde bulunmamam gereken şartlardı. Kendime dikkat etmem gerekirdi. Yapmadım ben ve staja devam ederken atak geçirdim. Sonra işi bıraktım bu arada. Hastanede geçen süreci tekrar anlatmama gerek yok ama ikinci atağımı bu sebeple geçirince oldukça derin izler bıraktı bende. Bir de göz ardı ettiğiniz o Ms isimli kabusu göz ardı edemeyeceğimi öğrenmem ayrı bir travmaydı. Sonraki sene bir stajım daha olmasına rağmen onu yapmadım ben. Daha doğrusu yapamadım. O kadar korkuyordum ki atak geçirmekten içinde çalışmak olan bir cümle kuramaz olmuştum neredeyse. 

Tabi bu hayatı yanlış anlamamdan başlayarak kendime ördüğüm duvar her geçen gün büyüdü. Üniversiteyi bitirdiğim zaman bir iş bulmam gerekiyordu. Ancak bunu yapacak güce sahip değildim. Bunu söylemek zor gerçekten, inanın oldukça güç anlatmak. Kendimce sebeplerim vardı elbette, bazılarında haklıydım da ama herkesi karşıma almam büyük hataydı. Düşünsenize 5 yıl üniversite okuyup ardından eve kapandığınızı. Evet evim benim o zifiri karanlık bölgemdi. İçine gömüldüm iyice. Her geçen gün oda daha karanlık oldu ve ben o duvarı daha da büyüttüm. Sonra öyle bir hal aldı ki onu geçebileceğime inanmıyordum. Ne zaman bir işe başvurmaya kalksam içimde bir ses daha doğrusu sesler "oğuz yapma, tekrar atak geçireceksin" demeye başladı. Daha sonra bu düşünce kalıplaştı ve benim hayata bakışım halini aldı. "İşe girersen atak geçirirsin, atak geçirirsen de yatalak olursun" demeye başladı bilinç altım. Ben her ne kadar bu düşünceleri görmemeye çalıştıysam onlar giderek güçlendi. En kötü ihtimal yok MS te, bunu çok iyi biliyorum. 

Tabi bilinç altınız bu düşüncelerle doluyken aksini yapmanız pek mümkün olmuyor. Bir işe girip çalışmak, kendi hayatınızı kurmak isteseniz bile o sesler hep engel oluyor size. Hatta öyle ki hep bahaneler üretiyor. O bahanelerin gerçek olduğuna inanmanızı sağlıyor sonra. Bütün bu düşünceler de duvarımızın büyümesini sağlıyor. Şöyle düşünün işe girmem gerekiyordu ve ben bu konuda ele avuca sığan bir adım atmam 2.5 yıl sürdü. Bu 2.5 yılda herkesi karşıma aldım ben ama o kadar korkuyordum ki bir şey yapamadım. O küçük, ufacık, karanlık köşede kalmaya devam ettim. Çok istememe rağmen çıkmaya hiç çabalamadım ben. Tam duvara tırmanmaya başlayacakken hep vaz geçtim. O duvara tırmanmayı hiç denemedim ben. Belki de düşündüğüm kadar yüksek değildi. Belki de tırmanmak düşündüğüm kadar zor da değildi. Ancak bunları bilemedim ben, asla öğrenemedim. O duvarı ben yaptım, kendi ellerimle yaptım hem de. Sonra kendi yarattığımın karşısında aciz kaldım. Anlattıklarımın hepsini yaptım ben, hatta daha fazlasını. Düzgün bir işe girip çalışmayı hiç denemedim. Bu da benim ayıbımdır, güçsüzlüğümdür. İş hayatı bizim için zorluklar barındırıyor evet. Ancak düşündüğüm şekilde değil. Kesinlikle değil.

Bunları anlatıyorum çünkü duvarımın yıkılış hikayesi olacak bu. "Yeter artık" dediğim ve o zifiri karanlık odadan çıktığımın hikayesini dinleyeceksiniz. Bu blogu açma nedenimi biliyorsunuz. Ms ile birlikte gelen bütün kısıtlamalardan kurtulmak istiyordum ve şimdi belki de en derin, en kökleşmiş olanı yıktım. İşe başladım, evet. Bu noktaya gelmek çok zordu benim için ama hiç pes etmedim. Ben bu duvarı yıkacağım dedim hep ve sonunda başardım. Nasıl başardığımı anlatmak güç. Ancak bu blog sayesinde olduğunu biliyorum. Peki blog bana ne yaptı diye sorduğumda "kendimi keşfetmemi ve gerçeklerle yüzleşmemi sağladı" diyebilirim. Yani benim bunca zamandır kurguladıklarım aslında sahteydi, bilinçaltımın bana oynadığı oyunlardı. Hemen hemen her düşünce yanlıştı kabul ediyorum. Onlara inanmak ta kolayıma geldi ama aslında onlara inanmak daha zor yoldu. Sadece onları dinledikçe kendimden uzak durabiliyordum. Bunu yüksek sesle söylemek istiyorum ve bu blogda sürekli olarak tekrar edeceğim "Ben kendimi seviyorum her ne yaşarsam yaşayayım. Kendimi keşfettikçe hayat daha anlamlı oluyor, daha fazla keyif alıyorum. O karanlık odadaki gibi değil hayat. Çok ama çok daha güzel dışarıya çıkınca."

Şunu çok iyi biliyorum ki şu dünyada hiçbir şey kendime vereceğim zararı bana veremez. MS mi? Güçlenmesine izin vermezsem korkmama hiç gerek yok. Bunun üstesinden geleceğime yürekten inanıyorum ve sizlere tüm kalbimle güveniyorum :)

1 yorum:

  1. Oğüz seni kutluyorum kendini fark ettin ve kendin için bir şeyler yapmaya karar verdiğin için ...Ben de kendimi yıllarca duvarlar arkasına gizlemişim ...Duvarların arkasındaki dünya çok güzelmiş...Ne kadar uzun yaşadığımız değil hayatı kaliteli yaşamak önemli ...Bende kendi bloğumda kendimi anlatıyorum ve ara sıra geri dönüp okuyorum ve kendi gelişimin farkına varıyorum ...Ben de msi yakından tanıyorum benim annemde ms ti ve hasatlığını sevdi ...Bu biz yakınlarını çok çaresiz bıraktı elinden bir şey gelmeden seyretmek çok zor bir duygu ...İyiki kendinin farkına vardın yolun aydınlık ve açık olsun ...

    YanıtlaSil