Bu atağın farklı bir özelliği daha vardı. 14 ay içerisinde geçirdiğim dördüncü ataktı. Yani bu duruma bakıp M.S'imin kötüye gittiğini de düşünebilirdim kendime iyi bakmadığımı da. .S'imin kötüye gittiğini düşünürsem ve buna inanırsam eğer kaygı seviyem artardı. Kaygı seviyemin artması demekte depresyona doğru giden yolda giden yolda yürümeye başlamam demekti. Nasıl yaptım bilmiyorum. Nasıl başardığıma dair hiçbir fikrim yok ama umursamadım bunları. Dedim ki kendime kortizon vücutta 3 ay kadar kalıyor. Yani 3 ay içinde tekrar atak geçiremem. 12\3=4 demek ki senede 4 tane atak geçirebilirim. Zaten 14 ay içerisinde de 4 atak geçirdim. Yani formülüm doğrulanıyordu. En fazla 4 atak dedim kendime. Bunun daha kötüsü olamaz. Bunun üstesinden gelebilirim dedim sonra. Senede 4 atak mı yıkacak beni dedim ve yıkılmadım. Hem arada kortizon almadan yapamıyorum, vcudum da istiyor onu. Nasıl başardığımı bilmiyorum ama başardım. Sizde başarabilirsiniz.
İlaçlar eczaneye geldiğinde bende o sabah hastaneye gittim. Acilde prednol yazılıyor zaten. Hızlı bir şekilde onu halledip hemen serumu almaya başlamak istiyorum. Tabi isteklerim ve gerçek pek birbiriyle uyuşmadı. Acildeki bayan doktor büyük miktarda prednol yazmaya korktu. Ne kadar dil döksem, ne kadar ikna etmeye çabalasam da pek başarılı olamadım. Çayeli ufak bir yer ve oradaki doktorların M.Sli birisiyle karşılaşma ihtimali de düşük. Beni aile doktoruna yönlendirdi. Gittim sağ olsun doktor sorun çıkarmadan yazdı serumu hatta 7 günlük de yazdırdım. 5 yetmez çünkü bana 10'a da gerek yok. O kadar kötü durumda değilim. Prednolu, mide koruma ilaçlarımı ve birkaç bir şey daha yazdırdıktan sonra eczaneye gidip hepsini aldım.
Şimdi işin en eğlenceli kısmına yani seruma gelmişti. İlk gün teyzemle gittim. Ben tek gitmek istesem de sağ olsun bırakmadı beni. İstanbul da tek gitmeye alışık olduğum için sorun olmazdı benim için ama o da korkuyordu biraz ve beni yalnız bırakmadı. Başka insanların M.Sle tanışması gerçekten incelemeye değer bir durum. Elbette hastalığğımı biliyordu teyzem ama onunla yakınen karşılaşınca durum çok değişiyor. Serumu aldım daha sonra markete gittim. Bir sürü baharat ve bolca tavuk göğüs aldım, yanında da mantar. Bir süre boyunca tavuk yiyecektim malum tuzsuz şekersiz diyeti sağ olsun. Bolca da şekersiz limonata aldım. Birkaç gün önce bende olan o stres, sıkıntı kaybolmuştu. Atak olduğu kesinleşene kadar çok büyük bir bilinmezlik oluyor hep ve o gerçekten dayanılmaz olabilir. Ancak atak olduğu kesinleştikten sonra her şey rayına giriyor ve ben kortizon alıp düzeleceğim diyorum kendime.
İkinci gün yine teyzem geldi benimle. Gelmesine gerek yoktu ama yanımda birinin olması da iyi hissettiriyor doğrusu. Siz yalnız kalmayın dostlar. En azından yanınızda bir nefes daha olsun. Aynı şekilde devam etti ikinci gün. Daha iyi hissediyordum ve bunun iyileşecek olmanın rahatlığı vardı bende. Tamamen kendi başıma hareket ediyordum. Kendi yemeğimi kendim yapıyordum. Canım ne isterse onu içiyordum. Gece salep yapıyordum kendime çünkü o benim biraz da olsa uyumamı sağlıyordu. Geceleri hiç uyumazken 1 saat uyku inanın bana cennet gibi geliyordu bana. Bu yüzden salep atak dönemlerimin vazgeçilmezi oluverdi benim.
Üçüncü ve dördüncü günde kuzenimi yanıma aldım.Teyzeme zahmet vermek istemiyordum. Hem kuzenimle birlikte daha keyifli vakit geçirebilirdim. Bu arada ilginç bir şey oldu anlatmalıyım bunu. Markette alışveriş yaparken çok yorgun olduğum için birkaç kutu Redbull aldım. İşin garip kısmı burada başlıyor o akşam Redbulların birini içtim gece olmadan önce ve enerji içeceği uykumu getirdi benim. 4 saat kadar uyudum o gece. Çok mantıksız geldi bana ve ertesi gün tekrar denedim yine 4 saat kadar uyudum. Hatta bunu bayağı bir süre boyunca devam ettirdim ve hep aynı şekilde sonuçlandı. Ne kadar bağlantılı bilmiyorum, ne kadar işe yarar onu da bilmiyorum ama bende işe yaradı. Paylaşmak istedim sadece.
Beşinci günde biz taşındık ve hastaneye daha yakın bir eve geçtik. Böyle olunca da hemen yan komşumuz olan teyzemden uzaklaştım. Şimdi tamamen yalnızdım işte. Dedem ve ben. Beşinci gün hastaneye kendi başıma gittim ki o gün başımın dönmesi neredeyse durmuştu. Çayelinde bir süre dolaştım. Markete gidip kendime meyve aldım, limonata aldım. İyi hissediyordum. Gariptir her ne kadar yapayalnız olsam da beni bırakmayan insanlar vardı. Ailem, arkadaşlarım hep yanımdaydı benim. Çok garipti gerçekten. Fiziksel olarak onların yakınında olduğumda bu kadar yanımda olduklarını hissetmiyordum. Güzel bir duyguydu gerçekten. Arada bin iki yüz kilometre var ve ben yalnız hissetmiyorum. Çok başkaydı gerçekten. Öyle insanlar vardı ki hayatımda bir tek kelimesini duysam iyi hissediyordum. Sana ayrıca teşekkür etmeliyim Tuba. Her zaman yanımdaydın ve deteğin o kadar iyi hissettirdi ki anlatamam. Bana çok iyi geldin sen. Bunu betimlemenin herhangi bir yolu yok sanırım. Teşekkür ederim yaptığın her şey için.
Beşinci günden sonra nasıl olduğumu kontrol etmek için bir gün ara vermeye karar verdim. O boş günde iki gün daha kortizon alıp almamaya karar verecektim. Başımın dönmesi azalmış olsa da hala devam ediyordu. Bu esnada yalnız kalmıştım evde ve karışan kimsem yoktu. Çok garip bir yalnızlıktı. Evet hayatımda insanların olduğu hissediyordum ve bu çok güzeldi bir diğer yandan da yanımda kimse yoktu. Bu hem beni rahat hissettiriyordu çünkü kimse bana karışmıyordu ama bir diğer yandan da birilerinin karışmasını istiyordum. Teyzemden de uzaklaşınca konuşacak kimsem de kalmamıştı. Başka bir yalnızlıktı hepsi. Birkaç arkadaşım, telefon, ailem o kadar hepsi. Sürekli onlarla konuşamıyordu elbette ve kendi içime kapanmıştım.
Altıncı günü atlayıp yedinci günden devam ettim. Yarım bıraktığım bir hikaye vardı. O koşusturmacanın arasında yazmak istememiştim çünkü hikaye yazmak kafamı dağıtmamı sağlardı. Ve iyi hissederdim. Yazı beni her zaman ayakta tutmuştur. Garip bir şekilde kendimi yalnız ve bir parça çaresiz hissetmeye başlayınca yazıya sığındım. O çok güzel bir sığınak ve bir de Tuba vardı yanımda. İyi hissediyordum gerçekten. Başka bir şey istemezdim herhalde. Gerek de yoktu.
Sekizinci ve son gün de artık pek bir rahattım. Hatta sinir bozucu hemşire bile canımı sıkamadı. İyi hissediyordum. Bir atağı daha atlatmıştım. Bu yüzden İstanbul a dönmem gecikecekti. Hatta dedem erkenden dönecekti ve ben evde bir süre boyunca tamamen yalnız kalacaktım. Bunlarında önemi yoktu ama. Yalnızlığı seviyordum ben. Yalnızlık güzeldi. Yedinci yılda geçirdiğim sekizinci atağımda bu şekilde bitmiş oldu. Güçlü olun dostlarım. Bu savaşı biz kazanacağız. Hep beraber başaracağız.

Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSilBu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
YanıtlaSil