24 Şubat 2014 Pazartesi

Duygu durumu

Bir süredir yazmadığımın farkındayım. Hatta bu durumun sizi endişelendiğini de biliyorum. Bir türlü yazmaya fırsatım olamadı diyeyim ben yoksa 1.5 yıldan beri hiç atak geçirmedim ki bu benim için muhteşem bir şey. Bir diğer taraftan yazmamamın sebebi biraz uzaklaşmak istememdi. Sürekli onu yazarak ondan uzaklaşmak pek mümkün olmuyor. Hep yarına attım yazı yazmayı ve yarın olduğunda da bir sonraki güne.

Sağlığım açısından çok önemli bir olay olmadı. Gilenya iyi gelmiş olmalı ki 1.5 yıldan beri hiç atak geçirmedim. Bununla birlikte psikolojik olarak daha iyi hissediyorum. Sanki daha fazla özgürleşmiş gibi hissediyorum. MSi bir yük olarak görmememiz gerekiyor aslında bizim. Evet belki onu sırtımızda taşımak bizi yavaşlatıyor ancak bu ilerlememize engel değil. Hatta onun sayesinde yere daha sağlam basabiliyoruz.

Bir diğer taraftan engelli raporu aldım. Başlarda çok kaygılıydım bu rapor ile alakalı. Özellikle engelli ibaresi ben, hep düşündürüyordu. Sağlığım kötü gitmeye başlayınca başka çarem olmadığını anladım ve Paşabahçe devlet hastanesine gidip başvurdum. Başvuruyu belirli hastanelere gidip yapabiliyorsunuz bu liste internette mevcut durumda. Bana birkaç ay sonraya bir gün verdiler ve o gün geldiğinde hastaneye gittim. Sırası ile tüm alan doktorları ile görüştüm. Her biri kendi alanlarındaki engel oranını yazdı. Doktorlarla görüşmem bittikten sonra heyet toplantısına katıldım. Sanırım 5 dakika kadar kendimi anlattım orada ve iki hafta sonra raporum çıktı.

Bunu anlatıyorum çünkü raporu almak tahmin ettiğimiz kadar zor bir işlem değilmiş. Ayrıca o raporu alarak birçok haktan da faydalanabiliyoruz. Mesela ücretsiz akbil, engelli kadrosunda çalışma imkanı çeşitli alanlarda indirim gibi haklarımız mevcut. Bilindiği gibi şirketler belirli oranda engelli çalıştırmak durumunda ve o kadroya başvurabiliyorsunuz bu rapor ile. Ayrıca aldığınız engel oranına göre emeklilik gün sayınızda azalıyor yani daha kolay bir şekilde emekli olabiliyorsunuz.

Engelli raporu almak isteyip bir türlü buna cesaret edemeyenler bence bir daha düşünmeliler çünkü ben hiçbir zorluk yaşamadan raporu alabildim. Unutmayın bizim de bazı haklarımız var bunları kullanmakta hiçbir sorun yok.

Hep söylediğim gibi MS bir yük değil aslında. Hayatımızı zorlaştırıyor olabilir ancak aynı oranda yardımcı oluyor bize. Daha önce de yazmıştım şimdi hiç olmadığı kadar güçlüyüz ve ayaklarımız yere daha sağlam basıyor.

Ben psikoloğumla olan terapi sürecimde bazı şeyleri fark ettim aslında. Mesela MSi hep sırtımda taşıdığımızı düşünürdüm ben. O sırtımda bir yüktü hep. Daha sonra onu cebime koymaya karar verdim. Sırtımda taşımıyordum ama o hala bir yüktü. En son olarak ise onu sorunlu bir organım gibi düşünmeye başladım. Onu bedenimin içine aldım bu onu kabullenmemi sağladı. Onu dışarıda tutmak hayatımı zorlaştırıyordu ancak onu bedenime almak bu zorlukları ortadan kaldırıyordu büyük oranda.

Hep söylediğim gibi hastalığınızı düşmanınız olarak görmemeniz gerekiyor. Onunla birlikte yaşamayı öğrenmelisiniz. Zor bir süreç bu biliyorum. Kabullenmek bile başlı başına bir işkence ancak yürümeye, koşmaya devam etmek için bunu yapmamız gerekiyor.

Sanırım şimdilik yazacaklarım bu kadar. Elimden geldiği kadar yazmaya devam edeceğim artık uzun aralar vermek istemiyorum. Teşekkür ederim desteğiniz için. İyi ki varsınız ve sizi çok seviyorum.

Not: Psikolog desteği almayı tekrardan öneriyorum. En azından David Burns, İyi Hissetmek isimli kitabı okuyabilirsiniz. Çok faydasını göreceğinize inanıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder