Evet efendim en son kan tahlillerimi almıştım ve doktorumu aramıştım. Ancak doktorumun annesi vefat ettiği için onunla görüşememiştim. Doktorumun sekreteri beni alt katta asistanlardan birisine yönlendirdi. İşte bir kaç basit, fiziksel testten sonra atak olduğum kesinleşti ve kortizonları yazdırdım hemen. 7 günlük kortizon yazdı ve iki tane de mide ilacı, malum kortizonun mideye yaptıkları hasarı en aza indirmek amaç. Doktorumla konuşamadan ama ilaçlarımı yazdırmış olarak çıktım hastaneden. Zaten babamla gelmiştim ve ilk serumu nerede alsak diye konuşmaya başladık. Cerrahpaşa da da alabilirdim veya evimin yolu üzerinde bulunan Paşabahçe Devlet Hastanesinde de. Aslında burada vurgulamam gereken bir kaç nokta var. İlki atak tanısı koyulup, ilaçlar yazıldıktan sonra ne kadar rahatladığım. Tamam bu atağı çok dert etmemiştim ama yine de bir yük bunlar. Kesinleşip, tedaviye başladığınızda ise bu yükün büyük bir bölümü ortadan kalkıyor. İkincisi ise yanınızda birisinin olmasının getirdiği rahatlık. Şöyle söyleyeyim size ben son 4 atağımda hastaneye hep tek gittim. Biraz kafamı dinlemek istiyordum evet, o ilk şok ile kendim yüzleşmek istiyordum evet ama yanınızda birisinin olması ayrı iyi geliyor insana. Binanın dışında dursa bile yalnız olmadığını hissediyorsunuz ve tavsiyem bu noktalarda çok yalnız kalmamanız yönünde. Şimdi gelelim tedavi sürecine.1.Gün: Cerrahpaşadan çıktıktan sonra yolumuz doğru Paşabahçe acil. Pazartesi olması ve saatin öğleyi çoktan geçmiş olması sebebiyle bir hayli kalabalık. Yeni bir sisteme geçmiş hastane. Yeşil, sarı, kırmızı olarak 3 farklı acil polikliniği oluşturulmuş ve hastalığın ciddiyetine göre de yeşilden kırmızıya doğru birisine giriyorsunuz. Ancak önce yeşilde muayene olmak gerekiyor ve bu yüzden çok sıra var. Biraz bekledikten sonra sarının doktorundan rica ettim sağ olsun kabul etti ve hemen yattım serum almak için. Bir 20 dakika kadar serumu aldıktan sonra da kortizonum bitti ve eve dönüş yoluna çıktık. İlk gün aslında beklediğim gibi sakin geçti. Ailem alışmıştı, ben alışmıştım ve oldukça rahat geçti benim için. Elbette biraz burukluk vardı ama hiç gözyaşı görmedim ben ve bu oldukça güzeldi. Tek bir soru var kafamda o da acaba bu sefer uyku düzenimde bozulmalar olacak mı? (ilk günün sonundu uyku süresi:1 saat)
2.Gün: 2. gün kardeşimle çıktık yola. İşte hastaneye gittiğimizde erken olduğu için kimse yoktu hatta yeşil oda bile kapalıydı. Doğrudan sarıya gittim ve hemen bağlandı serum. İkinci günün pek bir özelliği yok aslında. Kendimi kortizonun olası yan etkilerine hazırlama günüm diyelim. Moralimi en üst düzeyde tutmaya çalışıyorum. İleride olabilecek kortizon depresyonu durumları için zihnimde soru bırakmamaya çalışıyorum bu süreçte sonra içinden çıkılması güç bir hal alıyor o sorular ve sorunlar. Ayrıca tuzsuz, şekersiz diyetime de her atakta olduğu gibi oldukça dikkat ediyorum. Aynısını size de tavsiye ederim. (ikinci günün sonundu uyku süresi:3 saat)
3. Gün: 3 günün sabahında saat 4 gibi uyandım. Bir önceki gece 1 saat civarında uyuduğum için yorgun hissediyordum ama ikinci gecede ki o 3 saat kendimi yeniden doğmuş gibi hissetmeme yetmişti. Bu noktada şu ufak bilgiyi paylaşmak istiyorum. Uyuyamazsanız bile bence uzanmalı ve elinizden geldiği kadar dinlenmelisiniz. Ayakta olduğunuzda ertesi gün çok daha zor geçiyor en azından bende hep böyle oldu. Erkenden kalktığım için sabah saatlerinde canım çok sıkıldı ve 6.30 gibi çıktım evden. Bir başka ilginç bilgi ise insan uyuyamadığı zaman 24 saatin oldukça uzun olduğudur ve bir türlü geçmek bilmediğidir. İnsan uyumak zorunda olmasa iddia ediyorum hayat çok daha farklı yerlere sürüklenebilirmiş. Ayrıca moral olarak kendimi üst seviyede tutmayı başardığımı hissediyorum. Bu oldukça güzel ve atak belirtileri de hızlı bir şekilde iyileşiyor bu apayrı güzel. Mutlu oluyorum. (üçüncü günün sonundu uyku süresi:4 saat civarında
4.Gün: Geldik dördüncü güne. Bana göre yarısını geçmiş oluyorum bu vesile ile ve bu başlı başına güzel bir duygu. Aslına bugün hastaneden çıktıktan sonra sosyal tesislere gitmek ve martılara simit atmak istiyordum ama işler pek istediğim gibi gitmedi. Malum kelebeğin takılı olduğu damarım daralmıy ve serum oldukça yavaş aktı, hatta bir süre boyunca durdu. Biraz canım sıkıldı aslında ve doğrudan eve geçtim. Arada ufak kaçışlar iyi gelşyor aslında. Bir süre boyunca insanın sadece kendisi ile olması ayrı bir güzel. Aslında bu tedavi süreci oldukça zorlu geçebilecek bir süreç. Ancak bu süreci eğlenceli kılmak elimizde; küçük kaçamaklar, ufak gezintiler oldukça güzel oluyor. Bir süre boyunca insan sorunlarından uzaklaşabiliyor bu vesile ile, Bu gün son önerim ise herkesin bir sığınağının olması yönünde. Nefes almaya ihtiyaç duyduğunuzda gideceğiniz ve istediğiniz huzuru orada bulabileceğiniz bir yer olabilir. Önemli olan o ufak kaçamağı ayarlayabilmekten geçiyor. Tavsiye ediyorum. (dördüncü sonundu uyku süresi:2 saat çivarında)
5.Gün: 5 gün aslında oldukça sakin geçti. Sabahın erken saatlerinde yola çıktım ve hastaneye doğru ilerledim. Bir çok şeyi kafama takmamaya çalışıyorum bu süreçte. Yoksa her şeyi düşünüp, tasarlayarak yalan yanlış sonuçlara ulaşmak istemiyorum. Daha önce çok düştüğüm bir hatadır benim. Psikoloji de düşünce yanlışları olarak da adlandırılan ve insan beyninin yanlış düşünceler etrafında yanıltıcı bilgiler üretmesine deniyor. Ms gibi bir hastalığınız var ise düşünce yanlışlarının da sayısı bir hayli çok olabiliyor. Bu nokta da benim çözüm yolum olaylara objektif ve dışarıdan bakmaya çalışmaktan geçiyor. Olan biteni gerçekçi, doğrucu gözlerle gördüğümüz zaman içimizde ki kafesten çıkmanın yolunu daha kolay bir şekilde bulabiliyoruz. (beşinci sonundu uyku süresi:yarım saat civarında)
6.Gün: Gece uyumamamın da etkisiyle benim için oldukça zor başlayan bir gündü benim için. Sabah saatlerinde o kadar yorgun hissediyordum ki ayağa kalkacak halim bile yoktu. Oldukça uzun bir süre boyunca gidebilecek miyimi düşünüp durdum. Hastane işlerini hep kendim tamamlamak istediğimden dolayıdır ki kimseden yardım istemek niyetinde değildim. Ancak öyle bitkinlik vardı ki bende ayağa kalkacak gücü bile bulamıyordum. Bir süre daha oyalandıktan sonra bir deli cesareti buldum kendimde ve giyinip çıktım. Aslında su günün bir kaç tane önemli noktası var. İlki altıncı gün olması ve kortizonun bitimine yaklaşmam. Ancak bir diğer taraftan elimde ve kolumdaki uyuşma tam olarak geçmedi. Bu durumda beni başka bir karara sürükleyebilir. Acaba on güne çıkarsam mı kararını kafamda tartışıp iyice düşünmeliyim. Elbette doktorumun söyleyecekleri oldukça önemli ama bu kararın sorumluluğunu almam gerektiğini hissediyorum. Bir riğer önemli nokta atak olduğunu fark ettiğim andan itibaren görmezden geldiğim sorular. Atak dendiği zaman büyük bir belirsizlik oluşuyor. Acaba tam olarak iyileşebileceğimden tutun aklınıza gelebilecek her şeye kadar düşünceler doluyor aklınıza. Sonra bu kötücül düşünceler ise sizi aşağılara sürüklüyor. Psikolojide bu tarz düşüncelere "düşünce hataları" deniyor. Düşünce hataları yanlış fikirlerin güçlendirilmesi sonucunda ortaya çıkan ve hayatımızı kötüleştirmeye yetecek kadar önemli yanlışlardır. Ben düşünce hatalarım ile mücadele etmenin en iyi yolunu duruma objektif bakmak ile çözdüm. Derinlerinizdeki bir ses size "sen iyileşmeyeceksin" dediği zaman olaya gerçekçi bakıp ona "elbette iyileşeceğim" diyebilmektir aslında çözüm. Bu noktada içimde ki kötücül düşüncelerin sayısı da giderek artıyor. Özellikle sağ elimden gelebilecek bir atağın benim ne denli önemli olduğunu geçen yazımda anlattıktan sonra daha bir önem taşıyor. Sağ elim benim için yazı ile eş değer ve yazı da yaşamakla. Dolayısıyla yazı yazamayacak olmak bende derin bir travmanın başlangıcı olabilir. Bir diğer taraftan ise kendimi bu düşüncelere bırakmak istemiyorum. Sonuçta elim daha fazla düzelmesi bile şu anda rahatlıkla yazı yazabiliyorum. Bu şekilde kendimi rahatlatabiliyorum aslında. Tabi ek olarak da yarının kimseye vaat edilmediği ile alakalı. Yarın olabilecek bir olay için şimdiden kendimi bitirmenin bir anlamı yok. Konu yazı yazmak ise adam ayağıyla bile yazabiliyor, ben istedikten sonra neden olmasın. Bence M.S gibi bir hastalıkla uğraşırken en önemli olan nokta kendinizi hayatın akışına bırakabilmenizde yatıyor. Yoksa yarın ne olacağını içimizde kurgulayıp durursak, o yarını çok rezil bir halde bulabiliriz. Bazen hayatı olduğu gibi kabullenmek gerekiyormuş ve sonrasında onu istediğimiz gibi süslemek. (altıncı günün sonunda uyku süresi: dört saat civarında)
7.Gün: Evet bugün normalde kortizonun son günü. Sabah erken saatlerinde bitiriyorum onu da ve büyük bir rahatlık başlıyor. Belki çok fazla düşünmeme gerek yok bu aşamada. Doktorumla konuşup neler yapabileceğimizi konuşmanın vakti geldi artık. Fazladan 3 gün daha kortizon almamın beni engelleyecek bir tarafı yok. Göz açıp kapayıncaya kadar geçer zaten. 3 gün fazladan kortizon almaya alıştırdım aslında kendimi. Hem bu sayede daha fazla iyileşebilirim düşünceleri arasında doktorumu arıyorum. Bana çarşambaya kadar beklememi ve eğer ihtiyacım olursa onu görmemi söylüyor. Bu sayede iyileşmenin derecesini anlamam için bir kaç günüm oluyor ve rahat kafa ile yapabilirim bunu. Ayrıca bizim ev boya olduğu içinde pek düşünmeye vaktim kalmıyor, güzel bir gelişme bu da. (yedinci günün sonunda uyku süresi: dört saat civarında)
Anlatıma devam etmeden önce çarşamba günü doktorumu ziyaret ettiğimi söylemem gerek. Neler konuştuğumuza gelince ise 3 gün daha kortizona devam etme kararı aldık benim isteğim doğrultusunda. Ayrıca koruyucu iğnelerimin beni pek de iyi koruyamadığını karalaştırdık.
8.Gün: Geldik 8. günün kortizonuna. Hemen Cerrahpaşada iken almak istedim bu günlük dozumu. İlaçlarım eczaneden geldi ve başladık. Aslında bu günlük dozu aldıktan birkaç saat sonra elimin uyuşukluğunun azaldığını hissettim ve bu beni inanılmaz mutlu etti. Zaten oldukça neşeliydim, üzerine eklendi diyelim. Her şeyi olduğu gibi kabullenme adına oldukça önemli adımlar attım. Gelecek kimseye vaat edilmemiştir derler ya bende sadece günüme odaklandım gün boyunca. Ayrıca başka önemli gelişmeler de oldu ancak bunları size ilerleyen zamanda kesinlik kazanmaya başladığında anlatmak istiyorum. 8. gün de bu şekilde bitti, Uyuycaz, uyancaz 9. gün olacak. Tabi uyuyabilirsek. (sekizinci günün sonunda uyku süresi: yarım saat civarında)
9.Gün: Uykusuz geçen başka bir gecenin ardından sabah yatağımdan zoraki bir şekilde çıkabildim. Kortizonun bende ki en ciddi yan etkisi uykusuzluk oluyor maalesef. Çok az uyumama rağmen bir şekilde ayakta durabiliyorum ama öyle zamanlar oluyor ki kolumu kıpırdatmaya halim bile olmuyor. Bu sabah da o şekildeydim. Hiç gücüm yoktu ama evde oturmamın da bir şeyi çözmeyeceğimi biliyordum. Evden çıktım ve hastaneye doğru yolculuğa başladım. Artık son iki kortizon kalmıştı ve bu dayanma gücüme oldukça destek oluyordu.Gittim hastaneye, bağlandı serum ama inanılmaz yavaş akıyor. Sonuna kadar 13 dakikada bitmesi gereken serum 1 saatte yarıya gelmemişti. Orada beklemek çok sıkıcı, kitap okuyayım diyorum olmuyor. Müzik dinleyeyim diyorum olmuyor. En sonunda dayanamadım ve hemşireyi çağırdım. Meğerse serumun ucu damar yolundan çıkmış ve derimin altına akıyormuş. Kolum şişmiş bayağı. İşte yeni bir damar yolu açtırıp devam ettik. Kısa bir süre sonra bitti. Bunu anlatmamın sebebi aslında deneyimlerimi paylaşmaktı. Benim daha önce başıma gelmemişti ve bilmiyordum. Şildi size anlatıyorum ki ileride bir gün başınıza gelirse o kadar beklemeyin, çağırın hemen hemşireyi. Bununla birlikte sakin bir ruh hali içerisindeyim, huzurluyum. Elimin düzeldiğini hissediyorum. Ayrıca geriye bir tek gün kalmış, değmeyin keyfime. Bugün için anlatacak başka bir şey yok. Yarın görüşürüz. (dokuzuncu günün sonunda uyku süresi: iki saat civarında)
10.Gün: Evet bugün artık kortizonun son günü. 10 gün kortizon ve iki günlük ara artık bugün sona eriyor. Damar yolu bulundu mu aman bulunmadı yok efendim kelebek damar yolundan çıkmış gibi dertler de ortadan kalkıyor. Gerek uykusuzluğun o yorgunluğu olsun gerekse bütün diğer yan etkileri kısa zaman sonra ortadan kaybolmuş olacak ve ben hiç bir şey olmamış gibi hayatıma devam edeceğim. En çok da bu heyecanlandırıyor beni aslında. Bir önceki gece yine doğru dürüst uyuyamadım. Uykusuzluk beni çok zorladı bu kortizonda da ama sivilce ve diğer yan etkileri görmedim. Kortizon depresyonu olmadı mesela. Süreci iyi yönettiğimi düşünüyorum. Canımı sıkmak, moralimi bozmak için yeterli sebep varken hala dik durabilmem oldukça önemli bence. Atağımın sağ elimden geçirmem bile fırtınalara balıklama dalmam için yeterli olabilirdi ama süreci çok iyi yönettim. Her ne olursa olsun hayatıma devam edeceğim dedim kendime ve bunun için de tüm gücümle çabaladım. Başardığıma inanıyorum. Oldukça zorlu geçen 10 küsur günü çok iyi atlattığımı ve bu sürede eksildiğimi değil arttığıma inanıyorum. Önemli olan bu zaten. Her ne yaşarsak yaşayalım eksilmemek, artabilmek. Son kortizonu da aldım bugün ve istediğim tek şey güzel bir uyku çekebilmek ama acelem yok. Hayata geri döndüm. Elimdeki uyuşukluk çokça azaldı. Son sözlerimi söylemeden önce ufak bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Dışarı çıkın. İçinizde yeteri kadar zaman geçirdiniz. Şimdi dışarı açılma zamanı. Gün yüzü görmek, temiz hava almak hepimizin hakkı. İçinize daha fazla kapanmayın artık, açılın. Dışarı çıkın ve her ne olursa olsun, her ne yaşarsanız yaşayın eğlenin.
Hepinizi çok seviyorum, görüşmek üzere

Bende basladim benimde en buyuk problem uykusuzluk birde ilacin agirliginin vermis oldugu psikolojik travma kilo almamak icin tuzu cikolatayi ve bircok lezzetli yiyicegi cikardim hayatimdan size gecmis olsun en kisa zamanda tamamen duzelirsiniz umarim
YanıtlaSil